Haluk Özdalga: Fon skandalı görünenden daha vahim sonuçlara ve nedenlere işaret ediyor

27.09.2026

Birden patlayan fon skandalı veya soygununun yaklaşık 500 bin mağduru olduğu ve küçük yatırımcıların 12 milyar dolar civarında dolandırıldığı tahmin ediliyor.

Manipülasyon adı verilen bu oyun, aslında planlı bir soygun. Trilyonlarca liranın bir avuç insanın cebine haksız şekilde aktarıldığı bu oyun aslında büyük bir suç ve korkunç bir adaletsizlik.

Mağdur sayısı siyasetin göz ardı edemeyeceği bir büyüklük.

Ama hepsi bu kadar değil.

Güçlü iktisadi gelişme için iyi işleyen bir borsalar fevkalade önemli bir ön koşuldur. Borsalar sayesinde hem şirketler daha uygun koşullarda sermayeye ulaşabilir hem de tasarruf sahipleri birikimlerini daha iyi değerlendirme imkanı bulur. Ama borsalarda güven ve kesinlikle hileye hurdaya hoşgörü göstermeyen sıkı bir denetim şarttır.

Bu şartlar yeterince sağlanamadığı için, Türkiye ekonomisinin büyüklüğü ve potansiyeline göre İMKB maalesef yetersiz bir sermaye hacmine sahiptir.

Türkiye’nin en büyük şirketleri dahil IMKB’deki bütün şirketlerin toplam piyasa değeri 370 milyar $ civarıdır ki, tek başına ABD’nin otuzuncu büyük şirketi Coca Cola’nın piyasa değeri de bu kadardır.

IMKB’ye ve genel olarak sermaye piyasalarına güven şimdi daha da azalacak, büyümesi daha da zorlaşacak ve bunun bedelini hepimiz, yani bütün Türkiye ödeyecektir.

Ağır bir suç olan manipülasyonun kamu denetiminden bu kadar uzun süre kaçarak sürdürülebilmesi, hiç kuşkusuz yabancı sermaye yatırımcısını da kuşkuya sürükleyecektir.

Özellikle doğrudan yabancı sermaye girişi olumsuz yönde etkilenecektir.

Bunun bedelini de bütün Türkiye ödeyecektir.

*     *     *

Sonuçları kadar nedenleri de vahim bir durumla karşı karşıyayız.

Ortada geçici değil ciddi bir yapısal sorun var. Siyaset ve kamu kurumlarının yapısal işleyişindeki derin bozukluklar aşikar.

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in Kasım açıklaması şöyle (Kasım 2025): “Özellikle bazı fonlar üzerinden bu manipülasyon yapıldığını biliyoruz.”

İnanılır gibi değil ama, bir taraftan fon soyguncularının uygun önlemler alması için adeta bir uyarı niteliği taşıyan açıklama yapılıyor, ama diğer taraftan aradan aylar geçmesine rağmen kamu kurumları harekete geçmiyor.

Halbuki siyasi otorite bu bilgiye sahip olduğunda, hızlı bir şekilde kamu otoritelerinin soygunun üzerine gidilmesini sağlaması ama bunu hiçbir açıklama yapmadan gerçekleştirmesi gerekirdi.

Öyle yapılsaydı mağdur sayısı ve hasar çok daha az olacaktı.

Sermaye piyasalarının işleyişinden sorumlu SPK ve İstanbul borsasının yönetiminden sorumlu BİST’nin, manipülasyon bilgisi açık şekilde ortaya çıkmış olmasına rağmen, büyük ölçüde pasif bir tutumla gelişmeleri izlemesi de bir başka vahim durum.

Büyük ihtimal ne yapmaları gerektiğine karar veremediler ve harekete geçmek için siyasi otoriteden sinyal beklediler. Halbuki bu tür gayri meşru borsa oyunlarına hoşgörü gösterilemez, zaman önemlidir ve bekledikçe çok yönlü hasar katlanarak artar.

SPK ve BİST sil baştan ve tamamen liyakat temelinde yeniden yapılandırılmalı, hızlı ve bağımsız hareket edebilme yeteneğine kavuşturulmalıdır.

O arada gerekiyorsa, ekonominin sağlığı açısından büyük önem taşıyan bu iki kurum, dünyanın büyük borsaları (New York, Londra, Frankfurt, vs.) ve sermaye piyasaları denetiminde tecrübe ve birikim sahibi uzman kişi veya şirketlerin desteğini almalıdır.

Yaşadığımız son fon skandalı, yetkili kurumlarda yeterli deneyim birikimi olmayabileceğine işaret ediyor.

Son olarak, yapısal bozuklukların arka planında, son yıllarda giderek yozlaşan ahlaki çürümeye de muhakkak işaret etmek gerekir. Ahlaki yozlaşma toplum içinde adeta bir kanser uru gibi yayılıyor.

*     *     *

Fon skandalının nasıl işlediğini okuyucularımızın daha iyi anlayabilmesi amacıyla somut ve gerçek bir örnek görelim.

Yeni Parti sözcüsü Zeynel Emre’nin açıklamasıyla, AKP Genel Başkan Yardımcısı ve eski Bakan Fatma Betül Sayan Kaya ile eşi İlyas Kaya’nın, Nisan başında ÖZATA şirketinin hisselerinden toplam 163 milyon liralık alım yaptıklarını ve 16 Eylül öncesinde aynı hisseleri 2,17 milyar liraya sattıklarını öğrendik.

Koydukları para beş ayda 13 mislinden fazla, yani yüzde 1400 artmış! İki milyar kazanmışlar.

ÖZATA şirketi hisse senedinin son dönemde nasıl değiştiğini görmek için önce buraya tıklayın. 

Sonra çıkan grafiğin üst tarafındaki 6A’ya tıklayın ve hisselerin son 6 aydaki değişimini görün. Yeşil grafik üzerinde imlecinizi gezdirerek, son 6 ayda ÖZATA hisselerindeki iniş ve çıkışları kolayca okuyabilirsiniz.

Göreceksiniz ki, Kaya çifti 163 milyonluk alımı, hisse fiyatı tam tırmanmaya başlamadan önce 250 TL civarında iken, Nisan başlarında yapmış.

Ardından ÖZATA hisseleri olağandışı bir tırmanışa geçmiş, 15 Eylül gibi maksimum olan 4980 TL değere ulaşmış.

Kaya çifti de tam maksimum değerden önce satış yapmış. Ardından hisseler düşüşe başlamış.

Burada iki kritik soru var. Cevaplarını savcılık ve borsa yönetimi soruşturması kolayca ortaya çıkarabilir.

  • ÖZATA hisselerindeki olağandışı artış gerçekten şirketin ekonomik durumundaki olağandışı yükseliş nedeniyle mi, yoksa yasa dışı borsa oyunları nedeniyle mi gerçekleşti?
  • Kaya çiftinin hisse alımının tam tırmanma öncesi ve satışının tam düşüş öncesi yapılması tesadüf mü, yoksa ÖZATA şirketiyle bağlantılı kaynaklardan edinilen bilgiler sonucu mu?   

İşaret ettiğimiz gibi, ilgili kamu kurumlarının soruşturması sonunda bu soruların cevabının kolay ve hızlı şekilde ortaya çıkması işten bile değildir.

Yeter ki o irade olsun.

Türkiye bu soruların cevabını bekliyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir