M. Ergün Mirzade: Nietzsche’nin Üst İnsan kavramı nedir?

10.06.2026

Dahi felsefeci Friedrich Nietzsche’nin felsefe literatürüne kazandırdığı ve kendi felsefesinin iki merkezi teriminden biri olan Üst İnsan kavramı, kendini gerçekleştiren insan için anlamını bulmaktadır. Diğeri ise büyük bir yaşam coşkusunu bünyesinde barındıran ‘güç istenci’ kavramıdır (1).

İnsan doğuşta ‘boş bir levha’ (tabula rasa) hüviyetindedir. Yani insan şekil bulmaya dönük hazır bir programla doğan bir varlık değildir. Aksine iradi seçimlerine bağlı, sürekli bir oluş hali hakimdir yaşantısına.

O yüzden insan, bil kuvveden bil fiile (kabiliyetten gerçekleşme aşamasına) geçme üzerine bir tasarımla yaratılmış bir varlıktır. 

Nietzsche gerçekten çok ilginç ve derin bir düşünürdür. Şöyle ki, ta 1870’li yıllardan itibaren günümüz insanının bireysel ve toplumsal sorunlarını ön görüp teşhis etmiş ve bunlara kendince çözüm reçeteleri sunmuş, ancak önemli bir ‘bilge’ olamamış entelektüel kişiliktir. Bilgeliğe çok yaklaşmış fakat bir türlü zihninin kalıplarının ötesine geçemediği için bu kuantumsal sıçrayışı gerçekleştirememiştir.

Entelektüel zihin, determinist yasalarla işlevseldir. Bilge’nin zihni ise, determinizm ve indeterminizmin birlikte aktive olduğu süper determinizm olarak tanımlanan algoritmayla faaliyet gösterir. İki zihin tipi arasındaki en temel fark bu işleyiş biçimlerinde gizlidir (2).

Yine düşünce tarihinin en büyük isimlerinden biri olan ünlü filozof Heidegger, ilginç ve tamamen temellendirilmiş bir şekilde Nietzsche için “Batı felsefesinin çıkardığı son büyük metafizikçisidir” tespitini yapar.

Nietzsche, Üst İnsan kavramına en bariz ve vurgulu şekilde ‘Böyle Buyurdu Zerdüşt’ isimli eserinde yer verir.

Biz de bu eserdeki tanımlamalara bağlı kalarak ve düşünürün felsefesinin genel hatlarını göz önünde bulundurarak, konuya dair tespit ve değerlendirmeler yapacağız.

Nietzsche’nin bu konudaki fikirlerini temel alarak ve ilaveten doğamızda var olan fıtri cüretimize binaen bazı ek yaklaşımlar da sunarak,

Üst İnsan kimdir?

sorusuna cevap aramaya çalışacağız.

1- Kendisinin en iyi versiyonuna kesintisiz bir şekilde sebatla ve ısrarla yürüyen kişidir.

2- Yaşamında karşılaştığı zorluk ve acıları göğüsleyip, bunların yaşamın bir tonu olduğunu ve bunlardan kaçı(nı)lamayacağını bilerek o süreçleri ustalıkla yöneten kişidir.

Kısaca Üst İnsan, acılarını ve yaşamsal sorunlarını yöneten ve bunlardan olumlu değerler ortaya çıkaran kişidir. Acıların ve belirsizliklerin, onu yönettiği kişi değil.

Bu madde için düşünürün okuyucularına sunduğu özel aforizması (özdeyişi) şudur: Beni öldürmeyen şey (acı), beni güçlendirir.

3- Üst İnsan, doğasında mündemiç (ayrılmaz bir parçası) olan ‘güç istenci’ kavramıyla sağlıklı bir ilişki içinde bulunan kişidir.

4- Üst İnsan, içsel ve yaşamsal kaosları kucaklayıp, bunlardan olumlu sonuçlar çıkarabilen bireydir.

5- Üst İnsan, kendi değerlerini kendisinin oluşturduğu kişilik tipidir. İyi ve kötü kavramlarına dair kendine özgü bir bakışa sahiptir. Yine ahlak anlayışı da sürüden (toplumdan) ayrı ve kendine hastır.

Dinlerin, ideolojilerin ve toplumsal gelenek ve göreneklerin değerlerini taklidi olarak kabul etmez. Bunların ona dayattığı değerleri incelemeden geçirip, kendine has yeni bir değerler manzumesi oluşturur.

6- Üst İnsan, kaderini severek ona teslim olmuştur.

Kaderini Sev (Ama Fatum) şiarıyla yaşamsal acıları ve sevinçleri birlikte kavrayarak bunlardan içsel bir haz devşirir.

7- Üst İnsan, toplumdan ayrılarak yalnızlaşmayı göze alabilen ve bu yalnızlığı zamanla ‘tek başınalığa’ dönüştürebilen kişidir. 

Yalnızlık: Birey, ötekileri ile iletişime ihtiyaç duyar fakat bu, türlü nedenlerle gerçekleşmez. Bu başarısızlık nihayetinde bireyi mutsuzluğa sürükler. İnsanların genelinde ve yaşamlarının büyük bir kısmında bu durum gerçekleşir.

‘Tek başınalık’ ise bireyin kendisiyle yetinebilmesi, kendinden beslenebilmesidir. İnsanların çok azı tek başınalığı deneyimlerken, geneli yalnızlığı yaşar.

Nietzsche, Zerdüşt peygamberin 30 yaşında yaşadığı toplumdan ayrılmasını ve yaklaşık 10 yıl süren değerli bir inziva döneminin akabinde tekrardan topluma dönüşünü okuyucunun nazarına verir.

Burada Zerdüşt peygamber de diğer tüm peygamberler gibi yaşadığı toplumun dışına çıkarak toplumsal sorunları daha net bir şekilde tespit etme açısını yakalar. Ve daha sonra bireysel ve toplumsal sorunlara çare mahiyetindeki yepyeni değerlerle bir zamanlar terk ettiği toplumuna büyük bir şefkatle geri döner.

Nietzsche’nin düşünüş dünyasına göre Zerdüşt peygamber Üst İnsanı en iyi şekilde temsil eden kişiliktir.

8- Kendine özgü bir üretim tarzı vardır.

Çığır açıcı sanatsal üretimlere imza atan bireyleri dikkatlice incelediğimizde, Üst İnsanın neredeyse tüm sıfatlarına sahip olduklarını fark ederiz.

Çünkü Üst İnsan, insanlığı bir aile olarak gördüğü için bu aileyi her yönüyle bir tekamül (evrilme) çizgisinde tutma ve ilerletme çabasını ve görevini temsil eden kişidir.

9- Üst İnsan, gaye-i hayal (dava) sahibidir.

Yani Heidegger’in tabiriyle “bu dünyaya fırlatılmış insanın” yaşamının anlam bulmasını sağlayacak ve varoluşsal sancılarını kısmen de olsa dindirecek bir amacın sahibidir.

10- Üst İnsan, bedenini yadsımaz ve bu dünyanın nimetlerini tahkir etmez (hor görmez). Ona bahşedilen yaşam nimetlerini büyük bir coşkunlukla takdis eder. Ve belli ölçüler içerisinde bu dünyevi nimetlerden faydalanıp, onları minnetle hatırlar ve anlatır (tahdis-i nimet).

11- Üst İnsan ‘güdü terbiyesini’ gerçekleştirmiş kişiliktir aynı zamanda (3).

……..

Editörün notları:

(1)- Güç İstenci: Her varlığın, gücünü artırmaya ve potansiyelini en üst düzeye çıkarmaya çalışması ve kendini aşarak gelişme arzusudur.

(2)- Determinizm: Evrendeki her olayın neden-sonuç ilişkilerine ve doğa yasalarına bağlı bir zorunluluk olarak önceden belirlendiğini savunan felsefi öğreti. Bu anlayışta tesadüfe yer yoktur.

İndeterminizm: Olayların önceden belirlenmiş veya kesin neden-sonuç ilişkilerine bağlı olmadığını savunan görüş. Bu anlayışa göre gelecekteki durumlar geçmiştekiler tarafından zorunlu kılınmaz, irade özgürdür ve tesadüflere yer vardır.

Algoritma: bir problemi çözmek veya bir hedefe ulaşmak için izlenen, mantıksal ve sıralı adımlardan oluşan yol haritası.

(3)- Güdü terbiyesi: İnsanın ilkel veya biyolojik içgüdülerini ve içsel dürtülerini (yeme, üreme, saldırganlık vb.) kontrol altına alıp, bunları sosyal kurallara, ahlaki değerlere ve toplumsal amaçlara uygun şekilde yönlendirme sürecidir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir