19.05.2026
“Paralel Hayatlar: İskender ve Sezar”, MS 46-120 yılları arasında yaşamış olup, biyografi türünün babası kabul edilen Plutarkhos’un eseridir (*).
Plutarkhos büyük bir tarihçi, edebiyatçı, ahlakçı ve filozoftur. Heronoya’da Platon’un Akademia’sına benzer bir okul kurmuştur (Herenoya, Osmanlıca Esedabad veya Esedli olarak bilinir),
Yazımıza konu olan bu eserini de tahminen 105-115 yılları arasında kaleme almıştır.
Plutarkhos farklı bir biyografi yazarıdır. Bu eserde de görüldüğü üzere olaylarla değil, olayların arka planı üzerinde durarak insani faktöre dikkat çekmiştir. Amaç olayların nedenlerini, sonuçlarını ve kişinin üstünde bıraktığı etkileri ortaya koymaktır.
Burada gündelik yaşantılarıyla, acılarıyla, hayalleriyle, siyasi ihtiraslarıyla, sosyal ilişkileriyle, dehalarıyla İskender ve Sezar’ın nasıl insan olduklarını müşahede ediyoruz. Plutarkhos’un ifadesiyle “hedefimiz tarih yazmak değil, yaşamları kaydetmektir.” Bunun için de onların ruhlarını belirleyen işaretlere dayanarak yaşamlarını aktarmıştır (s. 3).
Gerçekten de büyük usta, kaleminin hakkını vererek iki büyük siyasi dehanın insani yönüne dokunup hayatlarını kayıt altına almıştır.
İskender’in Karakteristik Özellikleri
– Ateşli bir bünyeye sahiptir. Bu yüzden içkiyi severdi, epeyce de asabidir. Buna rağmen çocukluğundan beri kendine hakim olmasını bilir, aşırılıktan kaçardı.
– Genç yaşına karşın dünya görüşü ve inançları son derece ölçülüydü. Şan ve şöhretten pek hoşlanmazdı. Şehvet ve servete değil, erdeme ve şerefe önem veren biriydi.
– Babası Philippos (Filip), İskender’e zorla hiçbir şey yaptırmayacağını anladığından emretmek yerine onu hep mantık yoluyla ikna etmeye çalıştı. Aristoteles’i (veya kısaca Aristo) ona layık bir ücretle oğluna ders vermesi için ikna etti.
– Aristoteles kitaplarında yazmadığı bilgileri de İskender’e verdi. Sonra bu bilgileri “Metafizik” adlı kitapta yayımladı. İskender, bana verdiğin özel bilgileri neden yayımlıyorsunuz diye hocasına kızdı. Aristoteles de, bu bilgilerinden yüksek eğitim almış kişilerin pay alacağını söyledi.
– İskender, “Hayatı babama, güzel ve doğru bir hayat sürmeyi ise Aristoteles’e borçluyum” demesine rağmen daha sonraları Aristoteles’ten kuşkulanıp soğumuştur. Bir örnek, Aristoteles’in kurnazlıklarıdır. Onun hakkında, bazen iki fikir ileri sürer, her ikisini de ispatlar, demiştir. Böyle olmasaydı belki de hep hocasının gölgesinde kalacak ve Büyük İskender olamayacaktı.
– İskender her taraftan tehdit altında olan, barış ve huzurdan uzak Makedonya’da krallık tahtına oturduğunda henüz yirmi yaşındaydı.
– İskender okumayı seven biriydi. En sevdiği kitap ise İlyada’dır. Ona göre İlyada savaş sanatı ve eğitimi konusunda değerli bir kılavuzudur. Bu yüzden İlyada kitabını, Darius’un hazinesinden kalan çok değerli altın sandıkta saklardı.
– Bir gün İskender dayanmaz ve gider Diyojen’i ziyaret eder. Güneşin altına uzanmış olan Diyojen’e bir istediğinin olup olmadığını sorar. O ise meşhur sözünü söyler: Güneşimi engelleme. Buna karşın İskender’in cevabı “İskender olmasaydım Diyojen olmak isterdim” olur.
– İskender, Darius ile savaşmadan önce neredeyse krallığının bütün gelirlerini dağıtır. Komutanı Perdikkas ona “Kralım, sana ne kaldı?” diye sorar. İskender’in cevabı manidardır: “Umut”.
– İskender, Kral Midas’ın babası Gordios’un, o meşhur düğümle tapınakta bağladığı arabayı görür. Düğümü elleriyle çözmeye çalışır ama birbirine sarmalanmış sazları çözemez. Kılıcıyla düğümü ortadan ikiye böler. Barbarların inancına göre Gordion düğümünü çözen bütün dünyayı ele geçirecektir. Nitekim İskender dünya hakimi olur.
– İskender, Darius’u cesareti ve uyguladığı savaş teknikleri sayesinde yener.
– İskender’den kalan tarihi gerçektir: Mağlup düşenlerin eşyaları daima galip gelenlerin ismini taşır. Bu, “tarihi galipler kendilerine göre yazar” deyişinin bir başka ifadesidir.
– İskender düşman ölülerine saygılıdır. Ona göre gerçek bir kral gücünü savaş alanında gösterir, isteklerine hakim olur. İsteklerine hakim olmak asaletin göstergesidir. İskender evlenene kadar Barsine dışında başka bir kadınla ilişki kurmadı.
– İskender ölümlü olduğunu, uyumak ve sevişmek ihtiyacından anladığını söyler. Ona göre ikisi de tabiatın aynı zayıf noktasından kaynaklanır. Yeme ve içmede ölçülüdür. Şarap alışkanlığı sanıldığından da azdır.
– Yemek saatinde her şeyin mükemmel olmasına, yemeklerin kendi dahil herkese eşit şekilde paylaştırılmasına dikkat ederdi.
– Savaştaki başarılarını anlatırken çok övündüğü için sıkıcı olurdu.
– İskender nasihatidir: Bir ürünü, üretildiği memleketler senin olmadığı sürece ölçülü kullan.
– İskender başladığı bir işi asla yarıda bırakmaz, aklına koyduğu bir hedeften katiyen vazgeçmezdi. Kader bile inadına ve azmine karşı koymazdı. Yalnız düşmanlar değil, zaman hatta mekan bile istekleri karşısında gerilemek zorunda kalırdı.
– Savaşta ne kadar korkunç ve gaddarsa, barış zamanında o kadar iyi kalpli ve nazikti.
– İskender’in dostları, Pers İmparatorluğu Kralı Darius’a gece saldırmanın daha iyi olacağını ileri sürer. Buna karşılık İskender şu meşhur sözünü söyler: Zaferi çalmaktan hoşlanmam. O hem savaştan önce hem savaş esnasında hem de savaştan sonra cesur ve akıllıca davranmayı kendine şiar edinmiştir.
– Çok sevdiği atı Bukefalos, Hidaspes Nehri yakınlarındaki muharebede ölünce İskender, aynı yörede atının adını verdiği Bukefelya şehrini kurmuştur (bugün Pakistan sınırları içinde).
– Erdemli insanları ve doğru davranışları daima mükafatlandırmıştır.
– İskender yaratılıştan mert ve cömertti. Ondan bir şey isteyenlere değil, verdiklerini almayanlara kızardı.
– Daima annesine hediye ve para göndererek onu gözetmiştir ama hiçbir zaman işlerine karışmasına müsaade etmemiştir. “Bir annenin gözlerinden süzülen bir damla gözyaşı, binlerce mektubu silmeye muktedirdir” sözü ona aittir.
– İskender sözüdür: Bir ülkeyi istila edenin yapabileceği en büyük yanlışlık, istila edilenin alışkanlıklarını benimsemesidir.
– İskender bir gün ava çıkarken bir aslanla karşılaşır ve onu öldürür. Buna şahit olan Sparta şehir devletinin bir elçisi İskender’e, ona kralın kim olduğunu gösterdin der.
– Dostlarından her zaman haber bekler ve gerektiğinde yardım ederdi.
– İskender’in onca sorumluluk arasında önemsiz ya da basit gözüken konulara zaman ayırdığın görürüz.
– İskender, onun şana her şeyden çok önem verdiğini söyleyenlere kızardı, onlara çok sert davranırdı.
– Hayatı boyunca hiçbir zaman tehlikelerden kaçmadı.
– Rüyalara ve kehanetlere inanırdı.
– Arkadaşı Kleitos’u bir sinir anında öldürdükten sonra şu iki filozoftan görüş aldı: Hırsı ve duyguları savunan Anaksarkhos ile erdemi ve aklı savunan Kallisthenes. İskender tercihini, “yüce Zeus’un iki yardımcısı vardır: Dike ve Themis. Çünkü iktidara sahip olanın her yaptığı haklı ve meşrudur” diyen Anaksarkhos’tan yana yaptı. Kibirli, dengesiz ve haksız biri olup çıktı İskender. Bu da sonun başlangıcı oldu.
-Yüzmeyi bilmiyordu.
– İskender’in hayatındaki en büyük kara leke, kendisine itaat etmeyen bütün Hintli bilgeleri idam ettirmesidir.
– Yunanlı filozof Kalanos, “kurumuş buruşuk deri parçası” ile İskender’e iktidarını korumak için şunu demiştir: İskender, imparatorluğunun merkezinde olmalıdır. Kuvvetlerini uzak noktalara yönlendirirse ayaklanmalar ortaya çıkar.
– İskender, Pers kralı Kiros’un mezar taşında yazılan; “Hey yabancı! Kim olursan ol, nereden gelirsen gel -çünkü geleceğinden eminim- ben Perslerin başına geçen Kiros’um. Bedenimi örten bir avuç toprağı gör ve bana gıpta etme” sözlerinden çok etkilenir. Hayatın değişkenliğini ve belirsizliğini gözleriyle görür.
– İskender muhtemelen zehirlenerek öldürülmüştür.
Gelecek yazımızda Sezar’ı göreceğiz.
……..
(*)- Plutarkhos, İskender-Sezar Paralel Hayatlar, Çevirmen: İo Çokona, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2019.