30.10.2026
Neden “Belirsiz Öngörüler ve Örtülü Mesajlar” dedik? Profesör Ali Köse bu eserinde Batı dünyasından Belirsiz Öngörüler çıkarıp onların üzerinden Müslüman dünyasına da Örtülü Mesajlar gönderiyor. Bu yüzden biz sonuç kısmı yerine “Belirsiz Öngörüler ve Örtülü Mesajlar” demeyi tercih ettik.
Kitabın ana teması sekülerleşme. Yazar süratle ve kontrolsüz biçimde sekülerleşen dünyanın nereye gittiğini sorguluyor. Dünya, insanı ele geçirmiştir. İnsan tabiatın değil, dünyanın bir parçası olmuştur. İnsan dünyanın elinde adeta oyuncağa dönüşmüştür.
Dünya bambaşka bir evreye geçmiştir. İnsan potansiyel olarak çok şey yapabilecekken aynı zamanda her şeyi kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyadır.
Din eski sınırlarını korumadığı gibi şekil değiştirecek varlığını devam ettirecek ama daha da küçülerek, hayatımızda daha az yer kaplayarak. Din, insanlarla somutlaşan bir yapı olup bizzat Allah’ın kendisi değildir.
Bu demek değildir ki Allah’ın insan hayatındaki yeri de azalacak, küçülecek. Biz burada tam tersini iddia ediyoruz: Teknoloji dinlerin içine yerleşmiş sahte putları yıkarak insan zihninin görmesi için Allah’a daha çok saf ve özgür bir alan açacak. Tabi, bunu yaparken teknolojinin kendisinin de putlaştığının farkındayız. Teknoloji kendi dinini kurup Allah’ın karşısına çıkacak. Hakikati görmek isteyenin önünde tek bir engel olacak: Dataizm.
“Doğuştan dijital çocuklar” 21. yüzyıla damgasını vuracak. Teknoloji hayatımızın her yerinde olacak. Hakikat başımızın üzerinde olduğu gibi duracak. Başını kaldıran hakikatle göz göze gelecek. Görüyoruz ki çoğu insan gökyüzünü unutacak, başını kaldırmak onların akıllarından geçmeyecek. Çünkü “hafıza zinciri” koptu bunlarda. Tekno Tanrı yeni bir hafıza zinciri yaratacak ama bu asıl olanın yerini tutamayacak: İdealar alemi.
Dini doğru ve hakiki biçimde yaşayan ebeveynler olmalıdır. Maalesef anne-babalar dinden uzak yaşıyorlar. Onların çocukları da dini bilmiyor. Birkaç nesil sonra din ailede, toplumda olmayabilir.
Bu tehlike sadece Hristiyan Batı dünyası için geçerli değildir. Örtülü Mesaj ile Müslümanlara şu uyarı verilmektedir: Hakikate dönmeseniz sonunuz Batı’nınki gibi olacak.
Maddeye dayanan ve manadan kopuk bireyselleşme Batı dünyasına hakim olmuş vaziyettedir. İslam coğrafyasında da devletler, cemaatler, tarikatlar, dini vakıflar gibi kurum ve kuruluşlar İslam’ın içini boşalttığı için Batı menşeili bireyselleşme bilhassa Müslümanlar gençler arasında görülmektedir.
Müslümanlar şirazesi kopmuş bir tespih tanesi gibi sağa sola savrulmuş vaziyettedir. Gençler bir arayışı içindedir. Daha doğrusu bir kaçış. Hakikatin ellerinden alındığını gören gençler ne yapacağını bilmeyip farklı mecralara yönelmektedirler.
Yanlış din algısı hakiki dinin yerini tutmuş vaziyettedir. Özellikle dini temsil eden kurum ve kişilerin yetersizliği bu yanlış algının asıl sebebi olmaktadır.
Hristiyanlığın başına gelen İslamiyet’in de başına gelebilir; eğer İslamiyet’i temsil eden kurum ve kişiler kendilerini düzeltmezse. Fakat İslam coğrafyasına baktığımızda yanlış din algısının her yere hakim olduğunu görüyoruz.
Köse hocanın kitabına yöneltebileceğiz eleştiri ise şöyledir. Amerika’da 10-15 milyon arasında Müslüman yaşamaktadır. Bugün Almanya’da dahi yedi milyon kadar Müslüman yaşamaktadır. Toplamda Batı’da bu sayıyı hesaba katarsak ortaya çok yüksek bir rakam çıkar. Fakat Ali Köse Hoca sanki buralarda hiç Müslümanlar yaşamıyormuş gibi kitabını yazmış.
Pekiyi ortaya nasıl bir dünya düzeni çıkıyor?
Daren Acemoğlu, yeni çıkan Hangi Liberal Demokrasi? kitabında (2026) şu tespiti yapıyor: İki sınıflı dünya düzeni kurulmaktadır: Üst Katman Teknokratlar ve Elitler (Bill Gates, Mark Zuckerberg, Elon Musk, Ray Kurzweil, Larry Page, Sergey Brin, Jensen Huang, Larry Ellison, Jack Dorsey, Laurene Powell Jobs, Eric Schmidt, Dustin Moskovitz, ve daha niceleri).
Bunlar aynı zamanda yeni efendilerimiz!
Alt Katman: Sistemin dışında kalan herkes.
Üst Katman’da teknoloji ve yapay zekayı elinde tutan büyük teknoloji patronları, şirket elitleri ve onları asiste eden mühendisler/teknokratlar var.
Alt Katman’da ise yapay zeka ve otomasyon nedeniyle emeği yerinden edilen, üretim süreçlerinden dışlanan ve ekonomik-siyasi sesini tamamen kaybeden geniş halk kitleleri var.
Son söz: Kitap kendi alanında başarılı olup dünyamızın geleceği hakkında verdiği fikirlerle ufuk açıcıdır.