05.06.2026
– Roma İmparatorluğunun kurucu lideri Jül Sezar, her şeyde birinci olmak için yaratılmış gibidir (M.Ö. 100 – M.Ö. 44). Aynı zamanda doğuştan yetenekli bir hatiptir.
– Şu üç kişi hep Sezar’ın diktatör olma niyetini sezip ona karşı koymuştur: Cicero, Cato ve Favonius. Sezar’ın siyaset alanında yapmak istediği değişiklikleri ilk sezen ve ondan korkmaya başlayan Cicero’dur. Nazik ve iyi davranışların ardında saklı olan baskıcı planları görmüştür ama yapacak bir şey yoktur. “Günün birinde Sezar’ın, Roma Cumhuriyeti’ni yıkacağını tahmin edemedim” demiştir büyük hatip.
– Sezar yaşadığı hayatla, verdiği ziyafetlerle tanındı, halkın ilgisini çekti. Düşmanları, harcayacak parası kalmayınca yıldızının söneceğini düşünüp beklediler. Oysa öyle olmadı. Sezar çok güçlendi, gücü eline geçirdi ve rejimi değiştirdi.
– Sezar, genç yaşta ölen karısının cenazesinde çok duygusal bir konuşma yaparak genç kadınların ölümünün ardında söylev verme geleneğini başlatmıştır.
– Az verip çok şey elde etmesini bilen biridir.
– Sezar iktidar ve muhalif güçlerini birbirine karşı kullanarak aradan sıyrılmasını bilmiştir. Onu iktidara getiren de hitabeti ve halkın sempatisidir.
– Kendine göre geliştirdiği insani bir yaklaşımla halk üstünde büyük bir etkiye sahip olmuştur. Halkta kendi şahsına karşı bir tapınma kültürü meydana getirmesini bilmiştir.
– Sezar, Alplerdeki fakir ve ıssız bölgelerden geçerken, “Roma’da ikinci olmaktansa burada birinci olmayı yeğlerim” sözünü söylemiştir.
– Sezar’daki siyasi yozlaşmaya, Piso’nun kızı Calpurnia ile evlendikten sonra kayınpederini konsül yapmasını örnek verebiliriz.
(konsül: Roma’da en üst düzey sivil ve askeri yönetici).
– Sezar’ın siyaset hayatındaki en utandırıcı olay, evine kadın kılığında giren ve karısıyla ilişkisi olan Clodius’u, yüksek bir makam olan “tribunus” görevine getirmesidir. Bunu da Cicero’ya zarar vermek için yapmıştır.
– Sezar’ın diğer liderlerden üstünlüğü şundan gelir: Savaştığı yerler zordur, yendiği kabileler güçlü ve vahşidir. Çok sayıda düşmanı vardır ve onlarla savaşmasını bilmiştir. Fethettiği bölgelerdeki insanları adetlerine saygı gösterip onlara iyi davranmıştır. Askerlerine armağanlar vererek onları hoşnut etmesini bilmiştir.
– Askerleri Sezar’ı o kadar çok severdi ki, başka komutanların emrinde sıradan insanlar olarak savaşırken, onun yanında adeta birer kahramana dönüşürlerdi. (s. 95) (*). Askerlerin zafer ve şeref için büyük gayret göstermeleri Sezar’ın onlara değerli ödüller vermesinden, ganimetleri kendisi için değil onlar için kazandığını her fırsatta ispat etmesinden, ayrıca hiçbir eziyetten çekinmediği gibi her tehlikeye onlarla beraber atılmasından kaynaklanırdı (s. 96).
– Roma gibi büyük bir şehirde işleri çok yoğun olduğundan dolayı şehir içinde yazışmayı ilk uygulan kişidir.
– Yemek konusunda ziyadesiyle mütevazidir.
– Sezar asaleti: En güzel yerler en kudretli kişilere verilmelidir, ancak ihtiyacı olana gerekeni vermek de kudretli kişilerin borcudur.
-Sezar çarkı şöyle dönüyordu: Yüksek mevkilere çıkmak isteyenler Sezar’ın parasıyla rüşvet dağıtıp halkı yozlaştırıyor, ama aynı zamanda Sezar’ın daha çok sevilmesini sağlıyorlardı.
– Sezar sözü: Zaferlerin en tatlısı bana karşı savaşanları kurtarabilmem ve kendi tarafıma alabilmemdir.
– Dolobellla’nın tutarsız davranışları, Matius’un cimriliği, Antonius’un sarhoşluğu, Corpinius’un küstahlığı… Sezar siyasi açıdan bu insanlara ihtiyacı olduğu için onların yaptıklarını görmezlikten geliyor ve onları kullanıyordu.
– Romalıların Sezar’ın parlayan yıldızına boyun eğmesinin nedeni, monarşiyi iç savaşların sona ermesi için tek çare olarak görmeleri ve buna da en uygun kişinin Sezar olduğuna inanmalarıdır. Romalılar Sezar’ı ömür boyu diktatör seçtiler. Artık onu denetleyecek, ona dur diyecek kimse kalmamıştır.
-Sezar kendisine karşı savaşanları affederek adına kurulan Hoşgörü Tapınağı’nı fazlasıyla hak etmiştir.
– Dostları Sezar’a muhafız tutmasını tembih ettiklerinde, onun cevabı, “her gün ölümden korkarak yaşamaktansa bir kere öleyim daha iyi” olmuştur. Ona göre korunmanın en iyi ve en emin yolu halkın sevgisini kazanmaktı. Bu yüzden toplu ziyafetler düzenliyor, halka buğday dağıtıyordu.
– Sezar önde gelen Romalıların kimine konsüllük ve praetorluk vaat ediyor, kimilerini övgüler ve kârlı ihalelerle avutuyordu. Amacı herkesi hoşnut etmekti.
(praetor, konsüllerden sonra gelen en yüksek ikinci derecedeki yargıç ve yönetici unvanıdır).
-Elde ettiği büyük başarılar Sezar’ın daha büyük hayaller kurmasına, daha yüksek hedefler koymasına hiç engel olmadı. Zaferlerinin tadını çıkaracağı yerde, yenilerine ulaşamadığı için kendi kendini yiyordu. İlerde yapabileceği önemli şeyleri aklında canlandırıp o kadar heyecanlanıyordu ki geçmişteki başarılarını önemsemiyordu (s. 130).
– Sezar’ın sonuna baktığımızda şunu görürüz: Kader kaçınılmaz olmaktan ziyade beklenmediktir. Çünkü Sezar da “beklenmeyen bir ölümü” tercih etmiştir dostlar sofrasında, Marcus Lepidus’un evinde.
– Sezar’a suikastı tertipleyen Brutus ve Cassius’tur. Cinayete herkes katıldı çünkü hiç kimse tek başına cinayeti üstlenmek istemedi. Sezar’ın vücudu yirmi üç kılıç darbesi almıştı.
– Sezar öldüğünde elli altı yaşındaydı. Bin bir güçlükle elde ettiği mutlak hakimiyete doyamadan hayata veda etti. Buna rağmen ömrü boyunca yanında olup onu koruyan yüce ruh, ölümünden sonra da ona yardım etmeye devam etti. Ölümüne sebep olan herkesi karada ve denizde arayıp buldu ve sırayla öç aldı. Cassius da Brutus da kılıcıyla intihar etti.
Büyük İskender ve Jül Sezar örneğinde diktatörlerin ortak özellikleri
– Zekidirler. Kimden nasıl faydalanacaklarını iyi bilirler.
– Düşmanını affederler ama onların yaptıklarını unutmazlar. Onlardan gelecek tehlikeleri bertaraf etmek için bilhassa onları yakınlarında tutarlar.
– Yüksek seviyede ihtiras sahibidirler. Hiç kimse onların ihtiraslarının önünde duramaz.
– Dünyaya kendi mühürlerini vurmak için her şeyi yaparlar, yakıp yıkarlar.
– Ziyadesiyle egoisttirler. Çokça da megaloman ve narsist.
– İnsanları tanırlar. Kiminle nasıl iletişim kuracağını, kimi nasıl kandıracağını bilirler. İnsan sarrafıdırlar. Zaafı olanların zaaflarından beslenirler, güçlü olanların güçlerini kullanırlar. Kolay kolay yaş tahtaya basmazlar.
– Cömert ve eli açıktırlar. Çevrelerindeki insanları mal ve mülkle, para ve pulla, makam ve mevkiyle kendilerine bağlarlar.
– Yeri geldiğinde halka özgürlük sunarlar, tehlikeye girdiklerinde de baskıyı artırırlar.
– Erdemli insanlara cömert ve hoşgörülüdürler. Hainlere ise hiç acımazlar.
– İnsan doğuştan diktatördür ya da değildir. Sonradan zalim olunabilir ama diktatör olunmaz. Onlar doğuştan despottur, diktatördür.
– Rüyalara ve kehanetlere inanırlar.
– Kendi varlıklarını her şeyin merkezine koydukları için yasa koyucudurlar, meşruiyetlerini kendilerinden alırlar.
– Popülisttirler. Halkı nasıl tavlayacaklarını bilirler.
– İsimlerinin etrafında ilginç hikayeler, efsaneler meydana getirirler. Yüce bir güç tarafından korunup gönderildiklerine halkı inandırırlar.
– Makyavelcidirler. Amaç, amacı haklı ve meşru kılar, fikrini benimserler.
-Sonları hep trajiktir. Normal bir ölüm onlara nasip olmaz.
…………
(*)- Verilen sayfa referansları: Plutarkhos, İSKENDER-SEZAR-Paralel Hayatlar, Çeviren; İo Çokona, İş Bankası Kültür Yayınları, 2015.