Faik Öcal: Cioran ve Kürtler

16.01.2026

Emil Cioran’ın, “Doğmuş Olmanın Sakıncası Üstüne” eserinde şöyle bir aforizması vardır:

“Soyuma karşı sürekli isyanda olduğum için hep başka biri olmak istedim. İspanyol, Rus, yamyam- her kimsem, onun dışında her şey.”

Cioran (okunuşu, Çoran) hep metafizik ve fiziki varlıklarla savaştı. Metafizik varlık olarak hep Tanrı’yı suçlayıp durdu kendisini yarattığı için. Fiziki varlık olarak da anadili Romence’den kurtulmak istedi.

Tanrı’yı aklına gelen gelmeyen birçok konuda affedebilirdi ama kendisini bir Romen olarak yaratmasını kesinlikle affetmezdi. Nitekim söylediği gibi de yaptı; sırf Tanrı’ya sert ve yerinde bir cevap vermek için yurdunu terk edip Fransa’ya yerleşti ve Rumence yazmayı bırakıp eserlerini Fransızca yazmaya başladı.

Ona göre Tanrı’nın yarattığı dünya saçmaydı ve biz bu dünyaya hep yabancı olacaktık içimizdeki aitsizlik hissinden kurtulamadığımız için.

Bu duruma verilebilecek en iyi cevap ise yabancı bir dil ile yazmaktır.

Cioran’ın biz Kürtler ile alakasına gelince, bir yaratıcının varlığını kabul etsek de etmesek de evvela kendi varlığımızı tanımak ve onu kabullenmek gerekir.

Kendi varlığını tanıyanlar, gerçek manada kendiyle savaşabilir.

Bir Kürt evvela dilini bilmeli ve varlığını Kürtçe olarak algılamalı ve kabullenmelidir. Anadil olmadan yabancı bir dille kendini tanımak, yankısız ve gölgesiz dağların arasında yolculuk yapmaya benzer.

Dağ metaforunu özellikle tercih ettik; çünkü dağ Kürtler için kutsaldır. Bu yüzden Kürtler “dağlardan başka dostumuz yok” demişlerdir.

Anadil ile yazmak toprağın şarkısını, yankılı ve gölgeli dağlara okumaktır. Sesinle ve sözünle her yerdesindir. Uzak ve yakın arasındaki bütün mesafeler kalkmıştır.

Anadili olmayanın acıları dilsiz kalır, göğüne küser de haberi dahi olmaz.

Yaratıcıyı bilsen de bilmesen de fark etmez; çünkü bir rüya görüyorsundur anadilinin yatağında. Annen kadim sesiyle gelir, baban hakiki rengiyle görünür, kardeşlerin varoluş sebepleriyle hayatına dahil olurlar.

Anadil olmadan ne yolcu bilir kendini ne de yol bir amaca bürünür.

Kürt, kendi olmadan başkasını anlayamaz.

Kürtçeyi yaşamayan öteki dillerin sırrına vakıf olamaz.

Cioran hayatı boyunca intihar şarkıları yazdı ve okudu. Hatta doğmamış çocuklarını dahi ölümle tehdit etti. Gelin görün ki 1995’te, 85 yaşında Alzheimer hastalığından öldü.

Cioran Tanrı ile savaştığı için anadilini inkar etti. Onunki varoluşsal bir kriz, hareket noktası metafizik. Kürdün hareket noktası, anadili olmalı.

Kürdün bir yaratıcının var olup ya da var olmadığını doğru biçimde tartışması için anadilini bilmesi gerekir. Fiziki olan dilden, metafizik olan yaratıcıya gitmek gerekir.

İnsanın doğasında dil vardır. İnsanı diğer canlılardan ayıran dil ile düşünüp konuşabilmesidir. Dil olmadan ne düşünebiliriz ne de hayattan ne istediğimizi bilebiliriz.

Burada asıl mesele Kürtçe değil, anadildir. Anadiliyle barışık olmayan bir insan, hep dışarıda birileriyle nedenli ve nedensiz bir savaş içinde bulur kendini ve asla galibi olmaz bu savaşların.

Anadil ruhun libasıdır. Anadilini bilmeyenin ruhu çıplak olur ve savunmasız kalır. Böyle ruhlar hep korku ve kaygı içinde yaşarlar. Korku ve kaygıların esiri oldukları için de bir yaratıcının var olup olmadığı doğru biçimde tartışamazlar.

Ruhu çıplak ve savunmasız olanlar, hep başkalarının rüyalarını görürler, ötekilerinin hayatlarında kaybolurlar. Kimse onları bulamaz çünkü böyleleri bulunmak istemezler.

Bunlar yabancı dil labirentinde, kendi elleriyle ortadan kaldırmışlardır çıkışı. Bütün hayatları çıkmaz bir sokak olduğu için ne toprağın kokusunu alırlar bir başına ne de göğün şarkısını duyarlar başkalarından. Sürgündürler hem burada hem de ötelerde hem kendilerinde hem de başkalarında.

Yasakların en kötüsü kendini inkardır. Böyleleri anadillerini hor görürler, anadillerinden utanırlar, dahası onu yetersiz ve eksik görürler.

Oysa hiçbir dil yetersiz ve eksik değildir. Kelimeler önemli değildir. İnsan az kelime ile çok şey anlayabilir, bunu başkalarına anlatabilir. İnsan için karşılığı olan bir kelime, karşılığı olmayan binlerce kelimeden daha kıymetlidir.

İnsanda ancak anadilinin bir karşılığı, bir yankısı, bir gölgesi olabilir. Karşılığı ve yankısı olmayan binlerce yabancı kelime, karşılığı ve yankısı olan bir anadil kelimesinin yerini tutamaz. Kürdün anadiline dönmekten başka çaresi yoktur.

Anadiline dönen Kürdün sesi dağlarında yankılanır, gölgesi ötelere uzanır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir