HALUK ÖZDALGA: Avrupa Evi hiç bu kadar güçsüz olmadı

29.11.2025

Avrupa, yüzyıllar boyunca yoğun ve korkunç kanlı savaşların yaşandığı kıtanın adı.

Nihayet 2. Dünya Savaşı sonrasında kıtada barış mümkün olabildi ve adım adım siyasi birlik kuruldu (AB).

O birliğin -veya Avrupa Evi’nin- başlıca eksik parçaları olarak, Doğu Slavları (Ukrayna, Rusya, Belarus) ile Türklerin entegrasyonu kalmıştı.

Şimdi Avrupa Evi, 80 yıldır hiç olmadığı kadar güçsüz ve yönünü yitirmiş bir savrulma içinde. Bilindiği gibi “Ortak Avrupa Evi” ilk kez Sovyetler Birliği’nin son liderlerinden Mihail Gorbaçov‘un kullandığı bir kavram.

Avrupa’nın yaşadığı çaresizliğin ve ürkütücü savrulmanın nedeni Ukrayna Savaşı. Daha net olarak, Avrupalı politikacıların Ukrayna krizini, insanı afallatan bir basiretsizlik ve vizyon yoksulluğu içinde yönetmiş olması.

Yanlışlar zinciri devam ediyor.

Kıta’nın göbeğinde 80 yıldır görülmemiş büyük bir savaş yaşanıyor, ama Avrupalı politikacıların ciddi bir barış planı ve çabası yok. Homurdanarak, Amerika’nın sunduğu barış planı üzerinden mukabil öneriler demeti hazırladılar.

Trump’ın girişimi başarılı olursa, bir milyon civarında insanın öldüğü savaşa son veren ve Avrupa’ya barışı getiren Avrupalılar değil, Amerika olacak!

Avrupa için aynı yüz kızartıcı durum 1990’larda Yugoslavya iç savaşı sırasında da yaşanmış, o savaşı da Avrupalılar değil Amerika bitirmişti.

Trump’ın planı barışla son bulursa, aynı zamanda Avrupalıların üzerinde sıklıkla laf ettiği “Yeni Avrupa Güvenlik Mimarisi” de büyük ölçüde şekillenmiş olacak. Çünkü Avrupa Güvenlik Mimarisi, öncelikle Avrupa-Rusya arasındaki stratejik ilişkilerin tanımlanması demektir. Trump planı o konuyu da büyük ölçüde hallediyor.

Böylece, kendi kıtalarındaki Güvenlik Mimarisinin temelini de Avrupalılar değil başkaları şekillendirmiş olacak.

*     *     *

Avrupalı politikacıların aklına barış için bir plan hazırlamak gelmemiş olması düşünülemez. Gerçek o ki, Avrupalılar savaşa devam etmek istiyor, ama barış ister -miş gibi görünüp söylev çekiyorlar.

Avrupalı seçkinler yıllarca “Rusya bu savaşı kazanamayacak, kazanmasına izin verilemez, Rusya’ya diz çöktüreceğiz” söylemini kesintisiz sürdürdü; kendilerini ve toplumlarını koşullandırdı.

Ama savaşı Rusya kazandı.

Şimdi barış anlaşması yapılırsa kimin kaybettiği resmiyet kazanmış olacak, Avrupalı seçkinler savunulması zor duruma düşecek

Washington farkında. O nedenle Rusya’yla görüşmelere, mızıkçılık yaparak işi bozmaya çalışacağı belli Avrupalıları katmadı.

19 Kasım’da Trump yönetiminin Rusya ile görüşerek hazırladığı barış planı haberleri medyada patlak verdi. 

18 Kasım’da Avrupa’daki en fanatik Rus düşmanı (Rus fobik) siyasetçilerden Finlandiya Cumhurbaşkanı Stubb’ın açıklaması gazetelerde çıkmıştı: “Bu yıl içinde barış müzakerelerine başlamak bile söz konusu değil.”

Sadece CB Stubb değil, tüm Avrupalı merkez siyasetçiler kaba şekilde küçük düşürüldü. Amerika, Avrupa’nın en yaşamsal krizi için yürüttüğü diplomatik girişimler hakkında, danışma bir tarafa, Avrupalılara bilgi dahi vermedi.

Şimdi Avrupalı politikacılar ve medya, Trump planının şartları Rusya’nın lehinde, Rusya’nın taleplerine daha yakın gibi gerekçeler ve aşırı ifadelerle karşı çıkıyorlar.

Evet öyle. Ama barışın koşulları her zaman kazananın lehine olur ve daha çok kazananın taleplerine göre oluşur.

Amerika veya İngiltere savaş kazandığında barışın koşullarını kim dikte ediyordu?

Blomberg haberine göre, Trump planının belli olmasından hemen sonra Almanya, İngiltere, Fransa liderleri Ukrayna lideri Zelenski’yle beraber toplandı ve Trump planının “temel unsurlarına” karşı çıkma kararı aldılar.

Ardından Avrupalılar “mukabil barış planı” hazırladı ve tam metin Reuters tarafından yayınlandı.

O planla müzakerelerin başlaması bile mümkün değil (non-starter). Mesela, Ukrayna’ya NATO üyelik yolu açık tutuluyor (Md. 7).

Başta yine üç büyük ülke olmak üzere Avrupalıların oluşturduğu mukabil plan, barış arayışından çok, onların riyakâr ve gayri ahlaki siyasetlerini sergiliyor.

Riyakâr; çünkü Ukrayna’nın bugün olduğundan daha ağır bir duruma düşmesini tasavvur edilebilmek zor ve dürüstlük, NATO üyeliğinde ısrar edenlerin kendi aralarında 5. Madde benzeri bir askeri mekanizma işletip savaşa katılmalarını gerektirir.

Ama Avrupalılar hiç öyle yapmıyor.  

Niçin? Ellerini tutan mı var?

Politikaları ahlaki açıdan yerin dibinde; çünkü savaş devam etsin istiyorlar ama sadece maddi destek sağlıyor, kendi ordularını dışarda tutuyor ve on binlerce Ukraynalının hayatını kaybetmesini evlerinde oturup izliyorlar.

Avrupalıların barış istemediğini en net şekilde AB Dış Politika sorumlusu Kaja Kalas dile getirdi: “Bizim iki adımlı bir barış planımız var. Birinci olarak Rusya’yı zayıflatmak, ikinci olarak Ukrayna’ya destek vermek.”

Savaş isteği daha açık nasıl söylenebilir ki?

Halbuki anketlerin gösterdiği gibi Ukrayna halkının çoğunluğu artık barış istiyor.

Politico’ya göre, ABD Dış İşleri Bakanı Rubio, AB’nin Dış İşleri sorumlusu Kalas’ın randevu taleplerini reddediyor, onunla görüşmek istemiyor.

*     *     *

Trump planı Avrupalıların çomak sokması nedeniyle başarısız kalabilir.

Ama savaş devam ederse Ukrayna daha iyi bir pozisyona gelemeyecek. Daha çok toprak kaybedebilir, belki askeri direnişi çökebilir.

Avrupa-Rusya savaşı çıkabilir.

Avrupalı politikacılar ciddi hesap yanlışı içinde.

Bizim için büyük önem taşıyan Avrupa’nın yaşadığı sorunları gelecek birkaç yazıda ele almaya devam edeceğiz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir